Kategori | Bebeğim

Çocuğa hayır demek

Hayır kelimesi, hiç şüphesiz ebeveynlerin repertuarlarında negatif olarak en sık başvurulan ve kullanılan kelimedir. Hastaneden eve dönüşle başlayan ilk günden itibaren çoğu ebeveyn bu kelimenin bir hareketi önleyici ve çocuğa ders verici tek kelime olduğuna inanır. Bu kelimeyi yanlarında kendilerini bir savaşa hazır hissettiren, emniyet ve koruma sağlayıcı bir silah gibi taşırlar.

Hayır, onu ağzına alma!
Hayır, ona dokunma!
Hayır, buna yaklaşma!
Hayır, bu senin için değil!” gibi…

Ebeveynler, hayır kelimesini bu kadar sık ve erkenden kullanmaya başlamanın, bebeklerin gelişimlerinde hiçbir etkiye sahip olmadığını anlamalıdır. Aslında bu kelime, zamanla çocuğun merakını ve hevesini yok edebilir. Eğer mesele, bebeğin, ona zarar veren şeylere dokunmasını engellemekse, çocuğu oradan kaldırıp daha güvenli bir yerlere koymak en iyisidir. Ufak birşeyi büyük bir olay haline getirmeyin! Sadece çocuğunuzun nelere yöneldiğine dikkat edin ve eğer bunun tehlikeli olduğunu düşünüyorsanız yönünü yavaşça değiştirin: “Bilge’nin babanın spor ayakkabılarına dokunmak istediğini görüyorum. Ayakkabının temiz uçlarına bakabilirsin.”

Hayır kelimesini haykırmak veya sürekli söylemek bebeklerin zihnini allak bullak edebilir; onları ürkütebilir. Çünkü bebeklerde hayır kelimesiyle kendi yaptıkları davranış arasındaki ir bağlantı olduğu fikri henüz oluşmamıştır. Kimi ebeveynler bebeklerin bu durumunu fark etmelerine rağmen zaman zaman hayır kelimesini kullanmaktan da kendilerini alamazlar. Çocuğun sağlıklı bir şekilde gelişmesi için anne babalar çocuklarının ruhsal ve duygusal olarak sağlıklı olabilmesine katkıda bulunan merak duygularını engellememelidirler. Bir bebek için belirli bir yöne doğru ilk emekleme girişimleri, kendi kendine hareket etmeye başlamanın ilk belirtileridir. Anne-babalar, “hayır” kelimesinin manasını öğretmeden ve söylemeden önce bu davranışa ve gelişime izin vermeye kendilerini hazırlamalıdırlar.

Öte yandan yeni yürümeye başlayan çocuklar hayır kelimesini duyduklarında bebeklerden daha farklı tepki vereceklerdir. Bu kelimeyi duyduklarında ürküp tedirgin olmayacak aksine size meydan okuyacaklardır. Söylediğiniz şeylere karşı güven dereceleri ve nelere hayır dediğinizi anlama kapasiteleri size meydan okuma isteklerini azaltacaktır. Yeni yürümeye başlayan bir çocuğa hayır yerine söylenecek şey, onun kişiliğine veya karakterine saldırmaksızın, kişisel yargılamalara girmeksizin konuyla alakalı açıklamalarda bulunmaktır: “Bilge, kaşıkların yeri masadır.” veya “Bilge, bu bir ketçap kutusu ve içinde de ketçap var. Kapak da bu kutunun ağzını kapatmak içindir.” Şeklinde yapılan bu açıklamalar onun yanlış davranışlarını engellemek için daha iyi bir sonuç alınmasını sağlayacaktır.

Psikolog E.H. Erikson’un da belirttiği gibi, sizin ilk bilmeniz gereken şey, bu yeni yürümeye başlama döneminin “sınırsız bir kendini genişletme” süreci olduğudur. Emeklemeye başlayan çocuklar her yere gitmek, herşeyi serbestçe denemek, keşfetmek ve şevkli bir “Ben bunları yapabilirim.” duygusuyla herşeyi elde etmeyi isterler. Burada ebeveynlerin dikkat etmesi gereken husus, çocuğa ne zaman müdahale etmeleri gerektiğini, ne zaman ise gerekmediğini bilmeleridir.

Evleri, Onların Labaratuvarlarıdır

Aniden meydana gelebilecek muhtemel bir tehlike yoksa bebeklerin ve yeni yürümeye başlayan çocukların nesnelere dokunması, kaldırması, tadına bakması veya düşürmesi, bir engelleme veya müdahaleyle yasaklanmalıdır. Evleri, onların labaratuvarlarıdır. Burası, onlara güven ve keşif yapabilecekleri emin bir yer olduğu hissinin verilmesi gereken ilk çevreleridir.

Şüphesiz her zaman dikkatli bir gözle onları takip etmelisiniz. Ne zaman müdahale edileceğini bilmeniz, temel noktadır. Tırnaklarıyla kapı yüzeylerini tırmalamaları veya dış kapıyla oynamaları bir müdahaleyi mi yoksa sadece izlemeyi mi gerektirir? Tüm bunlar, çocuğunuzun, sizin ona güven duyduğunuzu görmeye başlamasının ilk aşamalarıdır. Çocuğun bu döneminde pahalı ve değerli ev eşyalarını ortalıklarda bırakmamak gerektiğini söylemeye bile gerek yok. Emeklemeye başlayan çocuk, kendisi için yeni olan bir nesneye uzandığında sadece onun davranışlarını denetleyin. Sabrınızı ve güveninizi görmesini sağlayın. Çoğu anne-baba “Bebeğimin veya çocuğumun herşeye uzanmasına izin veremem.” “Onun ortalıklarda serbestçe dolaşmasına müsaade edemem.” “Eşyalara karşı dikkatli olmayı şimdiden öğrenmeli.” demektedir. Elbette bütün bunlar olacaktır. Zaman, herşey demektir. İsterseniz anne-babaların dile getirdiği bütün bu endişeleri birer birer gerçekçi bir şekilde ele alalım:

Öncelikle, 8-9 aylık bebekler ortalıkta eşyaları dağıtarak gezemezler. Sadece etrafta emeklerler. Henüz kendi kendilerini kontrol etmeyi sağlayamadıkları için onlara ders vermenin anlamı yoktur. Onların bu dönemde öğrenecekleri şey, kendi kendilerine birşeyleri keşfetmektir. İkincisini ele alırsak, emeklemeye başlayan bebekler için serbestçe dolaşma ve serbestçe hissetme arasında bir fark vardır. Bu dönemin bu kadar zorlu geçmesinin sebebi, ebeveynlerin sürekli, dikkatlerini çocuktan ayırmamaları gerektiğinden dolayıdır. İkizleri olan anne onları “aktif izleme” olarak adlandırıyor (çünkü akşama kadar onların peşinde). Emeklemeye başlayan çocuklar bu çağda kendilerini, etraftakileri yönetmek istedikleri yeni bir devrenin içinde bulurlar. Üçüncüsü ise emeklemeye başlayan çocukların “eşyaların nasıl çalıştığını” anladıktan sonra onlara karşı daha dikkatli olmayı da öğreneceğidir. Ellerine aldıkları eşyayı kendileri şekillendirmek, idare etmek ve birleştirmek isterler. Böyle yapmakla aslında kendilerini şekillendirir ve keşfederler. Onlar için her şey, bir deney içerisinde başka bir deneydir. Başka bir yaş ve dönemlerinde, bu dönemlerini serbestçe yaşadıktan sonra, “eşyaları gözetmeye” daha fazla dikkat edeceklerdir. Unutmayın ki her şey, içinde bulunan çağ ve dönemle alakalıdır.

-- Sponsorlu Bağlantılar --

Yorum yazın

Sponsorlu Bağlantılar