Kategori | Hastalıklar

Gebelik ve bel ağrısı

Kadınlarda bel ağrısı sıklığı ve nedenleri; özelikle gebelik, adet görme (menstürasyon) ve menapoz gibi hormonal değişikliklerin kaslar, bağlar ve etraf yumuşak dokuların üzerine etkisi nedeniyle, erkeklerden farklılık gösterir. Yapılan çalışmalar, kadınların %66’sının, hayatlarında en az bir defa bel ağrısı çektiğini göstermektedir. Kadınlar sorgulandıklarında, %10’u bel ağrılarının gebelikte başladığını, %51’i menstürasyon sırasında arttığını, ifade etmektedir. Gebe kadınların yaklaşık yarısının bel ağrısı çektiği düşünülürse, bu problemin ne kadar büyük olduğu daha kolay anlaşılabilir. Gebelik öncesinde bel ağrısı olanlarda, gebelikde bel ağrısı çekme oranı ise, gebelik öncesi bel ağrısı çekmemiş olanlara göre iki kat sıkdır. Şikayeti olanların 1/3’ü, ağrının sadece çalışma hayatını değil, aynı zamanda günlük hayatlarını da etkileyecek kadar şiddetli olduğunu bildirmektedirler. Ayrıca, özellikle geceleri olan bel ağrısı, hastalarda uykusuzluğa yol açarak yaşamlarını etkilemektedir.

Gebelikte Bel Ağrısı Neden Olmaktadır?

Gebelikte omurga ve sinir yapıları üzerinde mekanik ve yapısal bazı değişiklikler oluşur.

a) Postür (Duruş)

Gebelerin klasik postürü, giderek büyüyen karın nedeniyle, belin giderek çukurlaşmasıdır. Bu postür, özellikle gebeliğin 24. haftasından sonra belirginleşir. Alınan kilolar, öncellikle karnın alt kısmı ve leğen kemiği üzerinde yoğunlaşır ve öne kayışı önlemek için, kadın, üst gövdesini arkaya kaydırarak yerçekimi merkezini düzenler, böylece bel çukurlaşır. Artan çukurluk, sırtdaki hafif kamburluğun artmasına ve başın öne doğru gelmesine yol açar. Ortaya çıkan bu anormal postür, karın kaslarında gerginlik ve güç kaybına yol açarken, sırt kasları gerilir ve kasın kendi iç gerilimi artar. Bu kötü postür, ayrıca belin arka kısmında yer alan faset eklemler ve bağlarda zorlanmaya yol açarak, bu yapıların zorlanmasına bağlı ağrı oluşturur. Eklemlerin, normalde içlerinde yer alan ve eklemin rahat hareket etmesini sağlayan sıvıların üretimi, zorlanmaya bağlı olarak artar ve eklem kapsülünü gererek ağrıya neden olur. Bu gerginlik, ayrıca eklemin sinirlerinin normal harekete duyarlılığını arttırır ve normal bel hareketleri, ağrılı olarak yapılmaya başlanır. Kötü duruşun yarattığı bir diğer sorun ise, bu pozisyonun, bel kemikleri arasındaki eklemi aşırı zorlayarak, erken yaşlarda belde kireçlenmeye yol açmasıdır.

b) Vücud Su İçeriğinde Değişiklikler

Gebeliğin erken döneminde artan östrojenlerin etkisi ile, vücudun bağ dokusunun, su tutucu özelliği artar. Uterus’dan (rahimden) salınan, renin ve izorenin olarak adlandırılan hormonlar ise, böbreküstü bezlerini etkileyerek, tuz ve su tutulumunu sağlarlar. Özellikle omurga ve kalça etrafındaki bağ dokularında oluşan sıvı birikimi ile eklemler etrafında ortaya çıkan gevşeklik, hareketlerin aşırı yapılmasına ve böylece ağrı oluşmasına yol açar.

c) Hormonlar İle İlgili Değişiklikler

Gebelikde oluşan Korpus luteum’dan salınan relaksin hormonu, kalça eklemleri ve rahim ağzı etrafındaki bağlarda sıvı birikimine yol açarak, gevşemelerine neden olur. Bu gevşeklik, fetusun gelişimi ve doğumun gerçekleşmesi için gerekli olmakla beraber, eklemin aşırı hareketi ve gerilimi ile ağrıya sebep olabilir ve doğumdan sonra altıncı aya kadar sürebilir. Ayrıca gebelik boyunca vücutta ağrının algılanmasını sağlayan aracı maddelerin salınımı artar, ağrıyı baskılayan morfin benzeri maddelerin üretimi ise düşer. Ağrıyı ileten sinir yollarını daha duyarlı hale getiren maddeler salınarak, daha hafif ağrılar, daha şiddetli olarak hissedilir.

d) Omurilik Etrafındaki Toplar Damarların Aşırı Yüklenmesi

Kadınların %67’si, gebeliklerinin ikinci yarısında gece yatınca olan, uykudan uyandıran bel ağrısından yakınırlar. Bu ağrı, vücudun aşırı su tutması, genişlemiş uterus ile v.cava inferior olarak isimlendirilen, vücudun ana toplar damarının baskı altında kalması ve tıkanan bölgenin alt kısmındaki omurilik etrafındaki toplar damarların yüklenmesi ile olur. Bu yüklenme, o bölgenin oksijensiz kalması ve sinirlerin etkilenmesi ile bel ağrısına yol açar. (yahoo.com®Pregnancy&exercise ® fitnessfind.com® pregnancy fitness® pregnancy exercise® general information)

Yukarıda kısaca özetlenen şekilde ortaya çıkan bel ağrısı için, bazı kadınlar, daha fazla risk altındadır. Kimlerde risk daha fazladır?

Çok doğum yapanlar.
Sosyoekonomik durumu daha iyi olanlar.
Bedenen az çalışanlar.
Spor yapmayanlar
Beyaz ırkdan olmak.
Gebelik öncesi bel ağrısı olması

“Çünkü, bu kadınlarda karın kasları daha zayıftır, gebelik öncesi bel ağrısı olanların, ayrıca daha önceden kasları ve eklemleri zorlanmış ve/veya bozulmuştur.”

Gebelikde Bel Ağrısı Nasıl Önlenir veya Tedavi Edilir?

Eğitim

Postür eğitimi, doğru oturup kalkma, ağırlık taşıma öğretilir. Dengeli beslenme ve normal kilo alma önemlidir. Gebelik boyunca sigara içmek, hem çocuğun gelişimini bozar, hem de beli oluşturan eklemler ve disk denilen, yumuşak dokuların beslenmesini azaltarak bel ağrısı yapar, bu nedenle bırakılmalıdır. Gebe çalışıyorsa çalışma koşulları, oturduğu koltuk, masası düzenlenir. Bu eğitim gebeliğin erken dönemlerinde yapılırsa, bel ağrısı sıklığı azalmaktadır.

Fizik Tedavi

Mekanik destekler yararlıdır. Yan yatarken, karnın bir yastıkla desteklenmesi ağrıyı azaltarak, uykuya yardımcı olur. Belde ağrı oluşmuşsa, erken dönemde, özellikle istirahat önerilmektedir. Günde dört kez 20 dakika, bacakların altına yastık koyarak yatmak, kas spazmı ve bel çukurluğunu azaltarak, ağrıyı dindirir. Ağrı ve kas spazmı, hafif ısıtma ve masajla rahatlar. Gebelikde aşırı kilo alan, kalçasının küçük olması nedeniyle, karnın aşağıya ve öne kaydığı hastalarda, özel gebelik korseleri önerilir. Gereken hastalara ağrıyı azaltmak için fizik tedavi de yapılır.

Egzersiz

Gebelikde egzersiz yapılması, eski bilgilerimize göre çok önerilmez, gebelerin mümkün olduğunca dinlenmesi tavsiye edilirken, artık bu bilginin yanlışlığını biliyoruz. Günümüzde, gebeliği boyunca düzenli egzersiz yapan gebelerin 1/3’nin, doğum süresinin kısaldığını, bu gebelerin %65’inin dört saatten kısa sürede doğum yaptığını bilmekteyiz. Gebelikde yapılması önerilen egzersizler, bazı özelikler göstermektedir, bunlar nelerdir?

Gebelik boyunca, orta/hafif şiddette, haftada üç kez egzersiz yap.
İlk üç aydan sonra, sırtüstü yatarak, egzersiz yapma.
Yorulunca, egzersizi bırak.
Uzun süre hareketsiz, ayakta durma.
Egzersiz için uygun beslen: Hergün fazladan 300 kalori al.
Çok sıcakda egzersiz yapma: Çünkü, vücut ısısının aşırı artması, çocuğu etkileyerek zarar verebilir.
Egzersiz sırasında yeterince sıvı al: Özellikle ilk üç ayda terleme ve sıvıyı ihmal etme.
Egzersiz sırasında aşırı germelerden kaçın: Çünkü hormonal nedenlerle gevşeyen eklemler ve bağlar zarar görebilir.
Son üç ayda zıplama ve koşma: Çünkü büyüyen uterus nedeniyle aşırı yüklenen, pelvik taban kasları ani zorlanmalarla zarar görebilir.
Kegel egzersizlerini düzenli yap: Bu egzersizler, pelvik taban kaslarını çalıştırarak, bu kasların zayıflığına bağlı olarak, doğum sonrası ve ileriki yaşlarda ortaya çıkabilen, idrar ve gaz kaçırma, seksüel ilişkiden zevk almama, orgazma ulaşamama gibi sorunları engellerler.

Bazı gebeler içinse egzersiz yapmak uygun değildir, bunlar;

Gebeliğe bağlı, hipertansiyonu olanlar
Erken doğum tehditi olanlar
Rahim ağzı (serviks) yetersizliği olanlar
3. gebelik ayından sonra, devamlı kanaması olanlar
Çocukta, rahim içinde gelişme geriliği olanlar

Gebelik boyunca yapılabilecek egzersizlerin örnekleri ise şunlardır (Kadın Doğum uzmanınıza danışarak yapın) (yahoo.com® Pregnancy&exercise ® fitnessfind.com® pregnancy fitness® pregnancy exercise examples)

Medikal Tedavi

Ağrı kesici ilaçların, gebelikde kullanımı genellikle sakıncalıdır, ancak kısa süreli olarak çok gerektiğinde doktorun izni ile bazı ilaçlar kullanılabilir.

İstenilen ve sağlıklı gebelik dileğiyle.

-- Sponsorlu Bağlantılar --

Yorum yazın

Sponsorlu Bağlantılar