Kategori | Hamilelik

Hamilelik konusunda bilmek istedikleriniz

Hamilelik ve doğum, öncesi… Sonrası… Çocuk sahibi olmaya karar verdikten sonra her anne-baba adayının keyifleri ve sıkıntılarıyla yaşadığı bir dönem hamilelik dönemi. Anne-baba adayının diyoruz, çünkü artık baba adayları da bu dönemde eşleri kadar bilgili olmaya çalışıyorlar. Hamilelik süresince baş ağrısı ve bulantıdan, mide yanmasına, hazımsızlıktan, kabızlıktan, bel ağrısına kadar birçok şikayetin tamamen veya büyük ölçüde giderilmesi sizin bu konuda bilgilenmenize bağlıdır.

Hamileliğin ilk günlerinden doğuma kadar uzanan süredeki (Antenatal dönem) hem siz hem de bebeğiniz için güvenli ve sağlıklı bir ortam oluşmasını amaçlar. Antenatal dönemde, kontrol edilmemiş bir gebelikte sık görülebilecek bir örnek olarak düşük doğum ağırlıklı, gününü doldurmuş ve 2.500 gramın altında bebekleri gösterebiliriz. Bu bebeklerde görülen problemler normale göre çok artmıştır.

Doğum eylemi, bu dönem değerlendirilerek hazırlanmamış bir anne adayı bilmediği bir maceraya sürüklenme duygusuna kapılabilir. Doğum eylemi, yani ağrıların başlamasından doğuma kadar geçen süre sırasında vücutta salınan hormonlar kadının o anki ruhsal durumu ile yakından ilgilidir. Anne adayı korku ve gerginlik hissediyorsa adeta kendi vücudu ile mücadele eder, bu da doğumun seyrini yavaşlatır, rahim kasılmalarını etkisiz hale getirir. Buna karşın anne adayı rahat ve morali yüksekse doğum hem daha çabuk hem daha kolay olabilir. İşte bu rahatlığı ve morali sağlayacak olan ilk ve en önemli basamak ise doğum olayını bilmek ve anlamaktır.

Normalde bir adetin başladığı tarihten bir sonraki adetin başladığı tarihe kadar 28 gün geçen normal bir kadın ayında ovülasyon dediğimiz yumurta çatlaması 14. gün civarında meydana gelir. Yumurtanın spermle birleşip rahime yerleşmesi ise ortalama 5 gün daha alır. Buna rağmen tıpta gebelik süresi son adetin ilk gününden itibaren 40 hafta olarak hesaplanır. Bu belli bir standart ve hesaplama kolaylığı içindir. Ultrasonografi raporlarında bildirilen hafta olarak belirtilen gebelik süreleri de hep aynı standarda göre, yani varsayılan son adetin ilk gününden itibaren geçen süreyi göstermektedir.

Hamilelikte ilk kontrol gebelikten şüphelenilen günlerin hemen sonrasında yapılmalıdır. Pozitif bir gebelik testi her zaman normal bir gebelik anlamına gelmemektedir. Bu aşamada gebelik rahim içinde olduğu gibi rahim dışında da (dış gebelik) olabilir. Ayrıca çoğu gebelik, gebelik haftası ile son adet tarihinin uyumu, rahimde myom veya yumurtalıkta kist olup olmadığı, plasenta arkasında düşük tehdidi oluşturan kanama odağı bu ilk muayenede yapılacak bir ultrasonografi ile tespit edilir.

Gebelikte ilk kontrol esnasında genel bir muayene ile kalp, akciğerler gibi vücut sistemleri gözden geçirilir. Hamileliğin veya bebeğin gelişimini etkileyebilecek mevcut veya geçirilmiş rahatsızlıklar da göz önüne alınarak bazı tahliller bu sırada istenebilir.

“Bebeğim normal mi?” sorusu daha hamileliğin ilk gününden itibaren sorulan ama hemen cevap verilemeyen bir sorudur. Birçok anormallik daha ilk muayenelerde ortaya çıkar, ancak bunlar genellikle bebeğin varlığı ya da yokluğu, yaşayıp yaşamaması sınırlarını çizer. Daha sonraları ise bebek büyüdükçe ve her geçen gün yaşama şansı arttıkça “normal mi?” sorusu daha fazla anlam kazanır. Bebeğin anne rahminde büyümesi sürecinde bazı önemli değerlendirme dönemleri vardır. Bunlardan ilki bebeğin kalbinin hareketlerini Doppler Ultrasonografi ile gördüğümüz ve dinleyebildiğimiz, bebeğin boyunun 4 mm veya daha fazla olduğu yaklaşık 6 haftalık gebelik basamağıdır. Daha sonra 11-13 hafta arasında ancak 14 haftayı geçmeden diğer önemli bir ultrason incelemesi daha gerekir. Bu arada bebeğin elleri, ayakları görülebilir ve nukal saydamlık dediğimiz bebeğin ense bölgesindeki bir aralığın ölçümü yapılır. Bir bilgisayar programı yardımı ile bebeğin bir kromozom anormalliği (Down Sendromu-Mongolizm gibi) taşıma riskinin ne olduğu söylenebilir. Bu arada alınacak bir kan örneği ile bu test daha da etkili hale getirilebilir ve anormal kromozomlu bebeklerin %90’ını tespit etmek mümkün olabilir.

Daha yaygın olan, ama yukardakilere göre daha az garantili (%60) ve daha geç belirleme imkanı veren üçlü test ise 16. ile 19. haftalar arasında yine anneden alınan bir kan örneği ile yapılır. Bu sırada ultrason ile spina bifida (bel kemiğinin kapanmaması), hidrosefali gibi kromozomlara bağlı olmayan bazı anomaliler tespit edilebilir. 20-22. haftalar arasında bebeğin hemen hemen bütün organları yeterli büyüklüğe geldiğinden detaylı anomali ultrasonu yapılır. Bu sırada renkli Doppler ile annenin plasentaya giden kan akımı incelenerek daha ilerideki aylarda ortaya çıkabilecek yüksek tansiyon, bebekte gelişme gerilği gibi problemler önceden tanımlanır.

24-26. hafta civarında ise yine vaginal ultrason ile serviks (rahim boynu) incelenerek erken doğum riski saptanır. Bu sırada bir kültür alınarak bebekte doğumdan sonra enfeksiyon yapabilecek bazı mikropların varlığı araştırılır ve gereken önlemler alınır. Yine bu dönem bebekte doğumdan sonra hemen tedbir alınması veya operasyon gerektiren kalp kusurları için yeniden bir değerlendirme zamanıdır.

Hamileliğin daha sonraki dönemleri ise her ay ve sonlara doğru 2 haftada bir yapılan kontrollerde bebeğin büyüme grafiklerine göre gelişimi doğuma kadar takip edilir. Bu sırada kan sayımı, idrar tahlili tekrar edilir, kan şekeri ve gereken diğer tetkikler yapılır. Bebek büyüdükçe karnınızdaki organları yukarı ve arkaya doğru iterek sıkıştırır. Bu yüzden daha sık ama daha az miktarda yemek yenmesi gerekir. Günlük içilen su miktarı yaklaşık 7-8 bardak civarında olmalıdır. Böylelikle hazımsızlık ve kabızlık şikayetlerinizi azaltır. Posalı gıdalar, kepekli ekmek, yulaf ezmesi ile müsli tercih edilmelidir. Bu gıdalar kalın bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar. Kızartmalar, yağlı yemekler, kırmızı et ise hazmedilmesi zor gıdalardır.

Mesane ve idrar yolları da gebelikte sık etkilenen sistemlerdir. Vaginanın kaslarını çalıştıran egzersizler hem hamilelikte hem doğum sonrasında idrar kontrolünü arttırır, cinsel hayatı olumlu yönde etkiler ve doğumda yapılabilecek bir kesi’nin (epizyo) çabuk ve ağrısız iyileşmesine katkıda bulunur.

Hamilelikte tercih edilen egzersizler yüzme ve yürümedir. Günde toplam 20 dakika kadar egzersiz faydalıdır. Ancak hiçbir aktiviteyi yarışma sporu derecesinde ve yorulana kadar yapmamak gerekir. Koşma ve zıplamayı gerektiren sporları doğum ve lohusalık sonrasına ertelemek uygun olur. Egzersiz yaparken hafif giyinmek ve fazla terlememek gerekir. Doğum öncesi polikliniğinde ayrıca size özellikle yapmanız gereken hareketler de tavsiye edilir.

Hamilelikte yatış pozisyonu önem taşımaktadır. Direkt sırt üstü yatmak rahimin içindeki su ve bebeğin ağırlığı ile beraber vücudun ana toplardamarı (Vena Cava) üzerine baskı yapıp dolaşımını yavaşlatır. Bu durum varisler ve bacaklardaki şişlikleri arttırır. Doğum sancıları sırasında bu pozisyonda yatmak ise doğumun ilerleyişini yavaşlatır. İkiz gebeliğiniz varsa bu pozisyon sizde baygınlığa bile yol açabilir. Sola veya sağa doğru yan yatmalısınız. Plasenta dolaşımı da bu durumda daha iyi olur.

Hamilelik süresince alkolün her cinsi, bira ve şarap dahil, kesinlikle uzak durulması gereken içkilerdir. Alkolün gebelikte hiçbir miktarı güvenli sayılmaz. Alkol bebeğin vücudunda sizin vücudunuzda olduğundan daha fazla yoğunluğa ulaşır. Vitaminler sadece gebelik süresince değil, öncesi ve sonrasında da önem taşır. Vitaminlerden en fazla fayda sağlamak ise dengeli bileşimler kullanmak ve aynı zamanda bunları minerallerle desteklemekle mümkün olur. Almanız gereken vitamin ve mineraller gebelik haftalarına göre biraz değişir. Emzirme döneminde de vitamin ve mineraller süte geçtiğinden bebeğe fayda sağlar.

-- Sponsorlu Bağlantılar --

Yorum yazın

Sponsorlu Bağlantılar