Kategori | Sağlık Konuları

İş Yaşamında Başarının Temeli

Çok gördüğümüz örneklerdendir: Gıda mühendisliği okumuş ama bir bankanın kambiyo bölümünde çalışıyor. Ya da inşaat mühendisi olduğu halde bir firmanın pazarlama bölümünde görev yapıyor. Daha örnek mi istersiniz, arkeolog finansçılar, psikolog satış uzmanları, elektronik mühendisi restoran işletmecileri. Kısacası Türkiye’nin gizli işsizlik sorunundan bir kesit!

Bu durum her ne kadar “Aman bir diplomam olsun da ne olursa olsun!” zihniyetiyle adını bile bilmediği bölümleri kazanıp üniversiteye devam eden öğrenciler ve bir çok mesleğin doğru dürüst para kazandırmaması sebebiyle bazı meslek guruplarında oluşan yığılmalardan kaynaklansa da üzücü olmanın ötesine geçemiyor.

Kişinin iş ortamında neyi nasıl yapmayı tercih ettiği, yani nelerden motive olduğu, kişinin davranışsal özellikleriyle belirlenir. Örneğin: Hareketli ve dışa dönük bir insanın iş ortamı kimsenin birbiriyle konuşmadığı ve herkesin önündeki işle ilgilendiği ve hiçbir değişikliğin olmadığı bir fabrika ise o kişinin o işte mutsuz olması işten bile değildir. Öte yandan çok sessiz sakin ve kimseyle iletişim kurmayı sevmeyen bir kişiyi sadece İngilizce biliyor ve işletme mezunu diye satış yetkilisi yaparsanız fazla bir satış olmasını bekleyemezsiniz değil mi?

Dünyada İş Seçimi Nasıl Yapılıyor?
Dünyada iş ortamları Türkiye’dekinden daha şeffaf olduğu için insanlar bir işe girecekleri zaman kolaylıkla kendi özelliklerine uygun bir iş bulup girebiliyorlar. Ya da kendi özelliklerine uygun bir işin eğitimini alıp uzmanlaştıktan sonra o işte çalışıyorlar. Ülkemizdeki gibi “Ben üniversite mezunuyum ama ne iş olsa yaparım!” demek zorunda kalmıyorlar.

Davranışsal Özellikler Nasıl Ölçülür?

1928 yılında Amerikalı bir psikolog olan William Moulton Marston’ın çalışmaları, o güne kadar hep anormal insan davranışlarını analiz etmiş olan psikologları (Freud, Jung, Adler, Erickson gibi) sorgulamaya itmiş. Bu kişiler hep kişiliğinde bozukluk olan insanları inceleyerek teoriler geliştirdiği için, Marston normal insanları incelemenin de gerekliliğine karar vermiş ve çok önemli bir çalışmaya imza atmış: Normal İnsanların Duyguları.

Marston’ın araştırması her insanda değişik oranda bulunduğu kanıtlanan dört ana faktör üzerinde yoğunlaşmış: Baskın yapı, etkileyici yapı, tutarlı yapı ve uyumlu yapı. Bu dört faktörün herkeste değişik oranlarda var olmasının kişilerin iş hayatından beklentilerini ve nelerden motive olduğunu fark eden Marston’ın çalışması bir süre sonra Amerikan ordusu tarafından keşfedilmiş. İkinci Dünya savaşında asker alımını bu çalışmayı kullanarak yapan Amerikan ordusu olaya hangi yapıda insan denizaltıda, hangi yapıda insan savaş uçaklarında hangi yapıda insan gemilerde daha verimli olabilir şeklinde yaklaşmış. Ve seçimlerinde de başarılı olduğu gözlemlenmiş.

Daha sonra iş dünyasına adapte edilen bu çalışmaya günümüzde kişilik testi adı veriliyor ve yaygın olarak kullanılıyor. Temel amaç kişilerin kendi yapılarına uygun işlerde çalışmalarını sağlamak. Burada yapılan çalışma aslında ideal olarak iki aşamadan oluşmalı:

1) İşi analiz etmek: Söz konusu olan bir pozisyonda hangi yapıda insanların daha başarılı olacağını tespit edebilmek için sahip olunması gereken teknik özelliklerin yanı sıra ne tür davranışsal eğilimlere sahip olunması gerektiğini bulmaya yönelik bir çalışma.
2) Kişiyi analiz etmek: Bir kişi bir işe başvurduğunda, daha önce iş analizi yapılmış bir işse, kişinin sadece eğitimi ve iş tecrübesinin yanı sıra davranışsal olarak da o işe uygun olup olmadığını anlamak amacıyla kişilik analizi uygulanması.

Bir çok psikolog bu tarz analizlerin kişiyi yargıladığını ve etik olmadığını savunsa da iş dünyasındaki örneklerine baktığımızda, doğru uygulanmış analizler sayesinde, bu tarz bir çalışma yapılmadan gerçekleştirilen seçme ve yerleştirme çalışmalarına oranla daha mutlu ve başarılı çalışanlar yaratıldığını görüyoruz.

Eğer bir işe girecekken kendi motivasyonlarınızı ve ne tarz bir ortamda başarılı olacağınızı bilmiyorsanız, herhangi bir karar vermeden önce kendinizi tanımak ve başvurduğunuz işe uygunluğunuzu ölçmek için hem kendinizi hem de girmeyi düşündüğünüz işi aşağıdaki kriterlerin ışığında sorgulayın:

  • Ne kadar sonuç odaklıyım? Başladığım işi ne oranda bitirebiliyorum, dış etkenler beni bir işi bitirmemi ne kadar etkiliyor? (Bu işi yapan bir kişinin ne kadar sonuç odaklı olması lazım)
  • Ne kadar ikna ediciyim? Bir insanı bir şeyi almaya ikna edebilir miyim? (Bu iş böyle bir beceri gerektiriyor mu?) · İnsanları disipline edebilecek bir yapım var mı? (Bu işi yaparken kimseyi yönetmem gerekecek mi?)
  • Ne kadar bağımsız, ne kadar bir sistem dahilinde çalışmayı tercih ediyorum?(Bu iş bana bu açıdan uygun mu?) · Kendini tekrarlayan işlerden ne kadar hoşlanıyorum? (Bu iş ne kadar değişkenlik içeriyor?)
  • Ne kadar masa başında ne kadar sahada çalışmayı tercih ederim? (Bu işi yaparken benden ne bekleyecekler?) · Ne kadar detaylara önem veriyorum? Sayılarla rakamlarla aram nasıl? (Bu işte ne kadar detaylarla uğraşmam gerekir?)
  • Ne kadar uyumlu, ne kadar diplomatik davranabiliyorum? (Bu işi yaparken ne kadar diplomatik, ne kadar direkt olmamı beklerler?)

Kendi özelliklerinize uygun bir işi seçmek sadece iş hayatınızdaki başarınıza değil, orta ve uzun vadede özel hayatınıza da olumlu yansıyacağı için, daha mutlu ve dengeli bir hayat sürdürdüğünüzü göreceksiniz.

-- Sponsorlu Bağlantılar --

Yorum yazın

Sponsorlu Bağlantılar