Kategori | Hamilelik

Kan Uyuşmazlıkları

kan uyuşmazlıkları

kan uyuşmazlıkları

1940 yılına kadar, bazı bebeklerde görülen, alyuvar eksikliğine bağlı sarılığın nedeni bilinmiyordu. 1940 yılında Dr. Karl Landstiener ve Dr. Alexander Weiner’in ortak buluşu sorunu aydınlığa kavuşturdu. Kanında Rh faktörü bulunmayan bir kadının, yani Rh negatif kanlı bir kadının, Rh pozitif kanlı bir erkekle evliliği sırasında ortaya çıkan gebelikte, fetusun kanı % 72 ihtimalle Rh pozitif olur. Bu durumda annenin kanı bebeğin alyuvarlarını yabancı madde sayarak antikor üretmeye başlar.

Bu antikorlar plasenta aracılığıyla fetusun kanına geçerek, alyuvarları tahrip etmeye başlar. Genellikle ilk gebeliklerde hafıf bir sarıılıkla atlatılan tehlike, ikinci ve daha sonraki gebeliklerde daha da büyüktür. Birinci gebelikte oluşan antikorlar, ikinci gebelikte fetusun kanı oluşur oluşmaz tahribata başlarlar ve eğer müdahale edilmezse fetusun ölümüne yol açarlar. Tedavi için, ilk önceleri bebeğin kanı doğar doğmaz bütünüyle değiştiriliyordu. Tehlikenin daha büyük olduğu durumlarda bebeğin kanı da dölyatağı içindeyken değiştirilmeye başlandı. 1966 yılından itibaren, o yıl içinde geliştirilen bir yöntemle annenin Rh faktörüne karşı antikor üretmesi engellenmeye başlandı.

Bu sayede, bebeğin kanının değiştirilmesi zorunluluğu hemen hemen bütünüyle ortadan kaldırıldı.

-- Sponsorlu Bağlantılar --

Yorum yazın

Sponsorlu Bağlantılar