Kategori | Sağlık Konuları

Kişilik ve bozuklukları

Doğumdan sonra dış faktörlerin etkisiyle kişiye has biçimde geliştirdiği şahsın kendini özgü bir davranış biçimine kişilik denir. Bu davranış biçiminin kazanılmasında etkili olan dış faktörler arasında anne-baba, kardeş, akraba, arkadaş, örf ve ananeler sayılabilir. Parmak izlerinin farklı olması gibi herkeste farklı bir kişilik yapısı mevcuttur.

Freud’a göre iki şahsiyet mevcuttur. Id ve Ego. İd, istek ve arzulardan müteşekkil şahsiyettir. İd herhangi bir fren tanımadan arzu eder, ister, hareket eder, yani iptidai benliktir. Ego ise örf, adet, terbiye, kültür, din, cemiyet kanunları ile frenlenmiş, değişmiş, istekleri sublimasyon ve moralizasyona uğramış benliktir. Ego İd’in istek ve arzularına gem vurur, onları ahlakın süzgecinden geçirerek bazılarının realizasyonuna müsaade eder, bir kısmını ise şuur altına iter, şuur altına itilmiş bu arzular tekrar şuura çıkmak için çabalar. Bunun için iki yol mevcuttur. Ya biçim değiştirerek daha içtimai ve moral bir şekil kazanarak ortaya çıkarılır ki, buna sublimasyon mekanizmaları denir. Veyahutta bir hastalık arazı olarak şuura çıkartılır ki böyle hallerde hasta hastalığı sığınmış olur.

İşte Freudist görüşe göre, bu şekilde ruh hastalıkları meydana gelmektedir. Yani demek oluyor ki, akıl hastalıklarının sebebi çocukluk çağlarından itibaren mevcut olan muhtelif kompleks ve konfililerdir. Akıl hastalıklarının sebebi olan bu kompleks ve konfilileri ortaya çıkarmak hastaya izah etmek ve tanıtmak metoduna psikanaliz denir. Freud’a göre bistüri darbesiyle açılmış absede nasıl iltihap arazları kaybolursa, hastalık sebebi hasta tarafından öğrenildikten sonra aynı şekilde akıl hastalıklarının arazı da kaybolur. Ancak psikanaliz metodu uzun süren (üç seneye kadar) ve gerek hekim, gerekse hasta için yorucu olduğundan sansürü kırmak, hastanın şuur altını daha kolayca araştırmak amacı ile hastaya Pentotal veya Kemital zerkederek aynı amaca daha kısa yoldan gidilir. Bu metoda narkoanaliz denir. Böylece tedavi 10-15 seansta mümkün olur.

Üzerinde sayfalar kadar yazı yazılabilecek bu metod hakkında daha fazla ayrıntıya girmeden kişilik bozukluklarını gözden geçirelim:

1- Histerik Kişilik Yapısı: Bu kişilikteki şahıslarda devamlı çevrenin dikkatini üzerine çekme eyilimi vardır. Bu yüzden giydiği elbiselerin, makyaj malzemelerinin uzaktan farkedilecek şekilde olmasına özen gösterirler. Çevreden gelen uyarıları devamlı problem yapıp, aşırı abartırlar (pireyi deve yaparlar). Abartırken de daima dramatizasyonu seçerler. Çok konuşur, çok yalan söylerler, çevre içinde egonun kendi merkezleri olmasını isterler. Zeka seviyeleri düşük olan bu insanlar çevreleri tarafından aptal insan olarak değerlendirilirler. Bu şahsiyetteki insanlarda cinsel yönden de soğukluk (frijidite) vardır.

Kişi çevreden gelen uyarılardan kendini bir süre arındırmak için kendini bayıltır. Bayılma nöbetlerinden çıkarmak için Farady akımı kullanılır. Aralıklarla farady akımı verilmesi beyinde endorfinleri artırmakta, böylece kişi bir nevi ruhsal ağrıya karşı duyarsız olur, nöbet ortadan kalkar. Bir histerik kişinin çevresinde onla sürtüşmesi olan ne kadar insan olursa nöbet o kadar uzun sürer.

Histeriklerde görülen karakteristik bir bulguda labella indifarence’dir. Güzel aldırma

mamazlık hali olan bu durumda bir kolunun felç olması, gözünde amaroz oluşmasına

aldırmaz, bilakis memnun kalır.Bu yolla sekonder kazanç peşine düşer.

2- Şizoid Kişilik Yapısı: Genel davranışları belirli kuralların dışına çıkmaması ile karakterizedir. Bu şahısların günlük yaşamları belli kurallar dahilindedir. Bu kuralların dışına çıkmazlar. Her zaman aynı saatte kalkar, aynı saatte kahvaltısını eder, aynı saatte işe gider, bu süreleri geçirdiği an kendini rahatsız hisseder. Arkadaşlarına ve çevrelerine, karşı künt bir affeksiyonları vardır. Çevresi tarafından kaba insanlar olarak bilinirler. Fikir kaçışları gösterebilirler; fakat hiçbir zaman şizofren değildirler.

3- Paranoid Kişilik Yapısı: Bu kişiler çevreden aşırı kuşkulu ve her an uyanık olmaları ile karakterizedirler. Etrafındakilere güvenmezler ve toplumun en zeki, en akıllısı olduğunu sanırlar. Saldırılara karşı her an hazır olmak isterler. Bir grup içinde oturuşları tipiktir. Kapı ve pencere kenarlarını seçerler, sandalyenin ucuna, her an fırlayacak şekilde otururlar. Çok alart olmaları, adele yapılarını bozar. Bu yüzden fibromiyozitler sık görülür.

Bir takım düşünce bozuklukları olabilir, ancak paranoid şizofren değildirler. Böyle bir şahıs alkol kullanıyorsa ilerde alkole bağlı paranoid psikoz ortaya çıkabilir.

Bu tür kişilerle iş yapmak güçtür, mukaveleleri 8-10 kere bozarlar, çok şüphecidirler, güvenemezler.

4- Obsessif Kişilik Yapısı: Bu şahıslar kendilerine güvenemezler, bir iş yaparken iyimi kötümü olduğuna karar veremezler. Temel unsur erken gelişim dönemlerinde kişinin kendine güveninin iyi gelişmemiş olmasıdır. Giderek obsesif kompulsif nöroz gelişir.

5- Narsistik Kişilik Yapısı: Bu şahısların kendilerine karşı aşırı bir ilgisi vardır; libidoları kendilerine yönelmiştir. Günlük zamanlarının büyük çoğunluğunu ayna karşısında kendi vücutlarını seyrederek geçirirler.

6- Psikopatik Kişilik Yapısı: Genellikle zalim, çevreye zarar veren insanlar olarak tanınırlar. İlk belirtiler 15 yaşlarında başladığı ve başlangıcının aile tarafından ödüllendirilen bir davranış olduğu kabul edilir. Toplumun, kamunun değerli mallarına zarar verirler, bu duruma bandalizm denir. Bu kişiler de bandal olarak nitelendirilir. Zeka seviyeleri yüksektir; ama okul başarıları düşüktür. Sorumluluk kabul etmezler. Kendi kazançlarını yine kendileri gibilerle harcama eğilimleri vardır. Erken yaşta evden kaçma, hırsızlık olaylarına karışma eğilimleri vardır. Bu şahıslar çocukluk çağında yanlış olarak terbiye edilmişlerdir.

7-Şizoaffektif Kişilik Yapısı: En büyük özelliği düşüncenin sihirli, marjik elemanlarının davranışlara etki etmesi halidir. Düşünce bozulmuştur. Affeksiyonda bir donukluk gösterirler. Mizaçta zaman zaman dalgalanmalar görülür.

Bu kişilik yapıları her insanda bir karışım olarak denge halindedir. Bunların birinin kontrolsüz hale gelmesi kişilik bozukluğunu oluşturur ve tedavi gerektirir.

-- Sponsorlu Bağlantılar --

Yorum yazın

Sponsorlu Bağlantılar