Kategori | Sağlık Bilgileri

Premenstrüyel sendrom

Menstrüasyon (adet dönemi) ile ilişkili olarak görülen ruhsal durum değişiklikleri ve genel rahatsızlıklardır. Kadınların %10-20’sinde gözlenir. Belirtileri; başağrısı, karamsarlık, depresyon, zihin karışıklığı, ağlama, halsizlik, kiloda artma (vücutta su tutumunun artması), şişkinlik hissi, göğüs ağrısı, kramplar ve sırt ağrısı ve tatlı besinlere eğilimin artmasıdır. Menstrüasyondan 7-10 gün önce başlar ve menstrüasyon yaklaştıkça bu belirtilerin şiddeti artar. Bu belirtilerin oluşumunun çeşitli nedenlere (hormon dengesizliği -östrojen ve progesteron, elzem yağ asiti metabolizması bozukluğu, bazı besin öğesi yetersizlikleri, sinirsel uyarıların iletilmesinde görevli bazı maddelerin sentezindeki bozukluklar gibi) bağlı olduğu düşünülmektedir.

Günde 50 mg verilen B6 vitamininin depresyon, sinirlilik ve halsizlikte iyileşme sağladığı fakat diğer belirtilerde değişiklik olmadığı gözlenmiştir. Besinlerdeki bazı elzem yağ asitlerinin özellikle göğüs ağrısında olumlu etkisi olduğu belirtilmektedir. Menstrüasyon evresinde bir hafta önce başlanan günde 300 mg’lık St. John’s Wort otunun premenstrüyel sendrom belirtilerinin azalmasında etkili olduğu belirtilmiştir. Gamma linolenik asitten zengin olan evening primrose (çuha çiçeği) yağı günde 1-2 g verildiğinde özellikle göğüs ağrısı belirtilerinde iyileşme görülmektedir. Son yıllarda kalsiyum takviyesinin de bu belirtileri olumlu yönde etkilediği saptanmıştır. Günde 1200 mg kalsiyum karbonat alan kadınlarda menstrüyel dönem boyunca ortaya çıkan belirtiler 3 kez incelenmiş, kalsiyum verilmeyen gruba göre kalsiyum alan grupta belirtiler çok daha az görülmüştür.

Beslenmeye dikkat edilmesi ve stresin azaltılması premenstrüyel belirtileri olumlu yönde etkiler. Premenstrüyel sendrom gözlenen kadınların beyaz undan yapılmış besinler, rafine şeker, tuz ve süt ürünlerini bu dönemde daha çok tükettikleri belirlenmiştir. Meyva ve sebzeler, esmer undan yapılmış tahıl ürünleri, kurubaklagiller, kaliteli protein kaynaklarından oluşan bir diyet düzenli bir egzersizle birlikte yapıldığında, gevşeme teknikleri uygulandığında belirtilerin iyileşmesine yardımcı olmaktadır. Tuzun azaltılması ile ödem azaltılabilir.

SİGARA VE ALKOLUN KEMİK SAĞLIĞINA ETKİSİ

Sigara kadınlarda kemik yoğunluğunu azaltmaktadır. Günde bir paket içenlerde kemik yoğunluğu % 5 – 10 azalmış ve kırık riski artmıştır. Sigaranın bu etkisi östrojen seviyelerindeki düşüşe bağlıdır. Bu kadınlar menapoza 1-2 yıl daha erken girerler. Sigara menapozda uygulanan hormon tedavisinin de yararını azaltabilir. Kadınların sigaranın kemik sağlığına olumsuz etkileri konusunda bilinçlendirilmesi osteoporozisin önlenmesi açısından büyük önem taşır.

Alkolün fazlaca tüketimi de, uzun dönemde kemik dokusunda azalmaya neden olur. Çünkü alkol metabolizması sunucu oluşan asit kısmen iskelet mineralleri tarafından tamponlanmak zorundadır, bu da kemikten mineral kaybı demektir. Finlandiya’da yapılan bir çalışmada genç ve orta yaş kadınlarda osteoporoz oluşumunda alkolün en önemli risk faktörü olduğu belirlenmiştir. Özellikle de sigara ve alkol birlikte kullanıldığında osteoporozis riski daha da artmaktadır.

-- Sponsorlu Bağlantılar --

Yorum yazın

Sponsorlu Bağlantılar