Kategori | Genel

Retinol nedir ve Retinollü kremler

“Güzellik ne sürdüğünle değil ne yediğin ile gelir,” özlü dermatolog sözüne ısrarla karşı çıkıp banyo dolabını nemlendirici müzesine çevirenlere müjde! Retinollü kremler ince çizgi, kırışıklık, güneş ve yaşlılık lekelerinde gerçekten etkili oluyor.

Retinol, aslında saf ve doğal A vitamininin allı pullu adı. Annenizin küçükken size her türlü şirinliği yaparak boyunuz uzasın diye yutturmaya çalıştığı balık yağının dışında yumurta sarısı, süt, ciğer ve tereyağında yüksek oranda bulunuyor. Cilt için su kadar gerekli olan retinol yiyeceklerden yeterli miktarda alınmadığı zaman cilt kuruyup sertleşiyor. Aşırı vakalarda pul pul bile dökülmeye başlıyor. Ciddi miktarda retinol eksikliği ise retinayı etkileyerek körlüğe bile yol açabiliyor. Cildin yapısında doğal olarak bulunsa da yaş ilerledikçe retinol miktarı azalmaya başlıyor ve o zaman da devreye bu mucize yaratması beklenen retinollü kremlerle yapılacak takviyeler giriyor.

Retinollü kremler

Retinol, ilk defa 1930’larda özel cilt problemleri için kullanılmaya başlamış olsa da 70’lerin sonunda akne problemi çekenlerin Retin-A adlı yeni bir kremi kullanıp yüzlerindeki lekelerin ve ince çizgilerin de azaldığını bildirmesi kozmetik firmalarını harekete geçirdi. Retin-A kreminin içeriğindeki aktif madde A vitaminin sentetik bir türevi olan retinoik asitin 15 yıl süren araştırmaların sonucunda güneşin zararlı ışınlarının yol açtığı erken yaşlanma belirtilerini yok ettiği ıspatlandı. Şu anda ise retinoik asit, Amerika’da sadece reçeteyle satılan Renova ve akne tedavisi için verilen Retin-A’nın bileşiminde aktif madde olarak kullanılıyor. A vitaminin çok güçlü bir versiyonu olduğundan cilt yüzeyindeki ölü deriyi arındırmanın dışında epidermisin derinine nüfuz edip kolajen liflerini harekete geçirerek güneş ışınlarının yol açtığı zararları onarıyor. Düzenli kullanıldıktan birkaç ay sonra kırışıklıkların azaldığı, lekelerin açıldığı ve gözeneklerin sıkılaştığı görülüyor. Sonuç olarak cilt daha pürüzsüz ve düzgün bir dokuya sahip oluyor.

Parfümerilerden aldığımız kremler ise saf A vitaminin tüm güçlü özelliklerine sahip, ama daha hafif bir versiyonu olan retinol ve retinyl palmitate gibi doğal ve sentetik A vitamini türevleri içeriyor. Bunu duyan güzellik tutkunları eczaneye gidip saf A vitamini almaya kalkmasın. Çünkü eğer bulmayı başarır ve de sürmeye kalkarlarsa büyük ihtimalle ertesi gün aynaya baktıklarında bir yaratıkla yüz yüze gelebilirler. Bir kere A vitamininin saf halini eczane veya vitamin dükkanlarından bulmak mümkün değil. A vitaminini doğrudan yüze uygulamak cildi inanılmaz tahriş edeceğinden kösele gibi deriye sahip olmakla gurur duyanlar bile bu acıya dayanamaz. Ayrıca çok değişken bir madde olduğundan dolayı yıllardır en sabit hale getirmek için uğraşılan araştırmalara da hakaret etmiş olursunuz. Oksijen, ışık ve su ile temas ettiği an hemen değişen retinolün etkisi azalıp iritasyona yol açma riski artıyor. Ama yeni jenerasyon kremlerin içeriğindeki gibi dayanıklı ve sabit tutulduğu zaman hassas ciltlerde bile hiçbir yan etki göstermiyor.

Retinoik asit içeren reçeteli kremler, güneşe karşı duyarlılığı artırdığı için SPF koruması çok yüksek koruyucu bir krem ile desteklenmesi gerekiyor. Retinollü kremlerde durum böyle değil. Teknoloji harikası son kremler, güneşe karşı hassasiyeti artırmasa da yine de tavsiyemiz en az SPF 15 koruma faktörlü bir krem sürüp dışarıya çıkmanız.

-- Sponsorlu Bağlantılar --

Yorum yazın

Sponsorlu Bağlantılar

Blogroll