Kategori | Zayıflama

Selülit – Portakal’laşmanın tedavisi var

Akdenizli kadınların ortak derdi “Lipodistrofi”, dermatoloji uzmanları tarafından “yapısal bir bozukluk” olarak değerlendiriliyor. Halk arasında “selülit” olarak bilinen bu bozukluğun günümüzde etkili tedavisi mümkün.

Yaz ayları yaklaşırken birçok kadın vücudundaki portakal kabuğu görüntüsünden kurtulmanın çarelerini düşünüyor. Özellikle de bacak, basen, karın, bel ve göğüs arasındaki bölge, kollar ve sırtta ortaya çıkan bu bozukluk, çıplak gözle görülebiliyorsa durum aciliyet gösteriyor demektir. Portakal kabuğuna benzeyen çukur-tümsek bir popo ve bacaklar ile dolaşmak istemiyorsanız, uzmanların bu konudaki görüşlerine kulak vermenizde yarar var.

Lipodistrofi, uzun yıllar boyunca estetisyenlerin güzellik merkezlerinde “ortadan kaldırmaya” çalıştığı bir sorun olarak görüldü. Kadınlar da bu derdin çaresini güzellik merkezlerinde aradılar. Ancak 1990’lı yıllarda dermatoloji uzmanları da konuya ilgi göstermeye başladı. Hekimlerin “Ödematöz Fibrosklerotik Lipodistrofi (LPD)” olarak ifade ettiği bu durum artık “estetik bir vitrin” sorunu olarak değil, “yapısal bir sorun” olarak değerlendirildi. Nedeni ise selülitin bulunduğu dokulardan alınan parçalarda birtakım yapısal bozuklukların olduğunun saptanmasıydı. Daha çok Akdeniz havzasında bulunan ülkelerde ve Brezilyalı kadın nüfusunun önemli bir çoğunluğunda görülen hastalıkla ilgili olarak yapılan bilimsel araştırmalar arttı. Bugünkü bilgiler ışığında selülitin genetik yatkınlıktan kaynaklandığı görüşü ağırlık kazansa da, bundan sorumlu olan bir genin (eğer varsa) saptanması noktasına gelinemedi. Hormonal faktörlerin de etkili olduğuna değinen Menteşoğlu “Hormon değerleri eşit iki kadına bakınca birinde selülit olduğunu ama diğerinde olmadığını görüyoruz. O yüzden daha çok genetik nedenler üzerinde duruluyor. Beslenme problemleri olanlar, sürekli kabızlık çekenlerde organizmada atılamayan madde miktarı fazla olduğu için, su tutulumu artıyor. Bu yüzden selülit daha fazla görülüyor ” diyor.

Selülit  nasıl oluşuyor?

Birçoğumuz selülitin oluşma nedenleri konusunda yanlış fikirlere sahibiz. Egzersiz yapmamak ve dengesiz beslenmek çok önemli bir etken. Ancak bu durum sporcularda bile görülebiliyor. Çok zayıf olduğu halde vücudu selülitten geçilmeyen kadınlar var. Dr.Gamze Menteşoğlu, “hastalık” olarak değerlendirdikleri selülit oluşumu hakkında şu bilgileri veriyor: “Bacaklardaki toplardamarların kapak sistemi olmadığı için, su zaten dış dokuya taşıyor. Oturan ve bacaklarını kullanmayan insanlarda, dış dokuya taşmış suyun kasların pompalama görevi yaparak suyu tekrar damara göndermesi imkânsız. Bu sefer su kasa gidiyor, yağ dokusuna taşıyor. Yağ dokusunun içinde orayı harap ediyor. Tuzla birlikte su taşınca hücreler içinde hapsoluyor. Hücrede yapısal değişim meydana geliyor. Çekintiler oluşuyor. Yağ hücresinin karakteri bozuluyor, onun yerine iyileşme dokusu doluyor, o zaman da büzülüyor. Bir süngeri düşünün; bazı yerlerini dikiş ipliğiyle dikerseniz, bir sertleşme meydana gelir. İşte selülitin bulunduğu dokuda da, normal yağ dokusundan daha sert bir doku oluşur. O zaman bu bölgelerden yağ giriş çıkışı engellenmiş oluyor”.

Portakal kabuğu görüntüsünün dört ayrı evresi var

selülitLipodistrofi dört ayrı evreden oluşuyor. Uzmanlar daha iyi sonuç almak amacıyla, tedavinin iki veya üçüncü evrede yapılmasını öneriyor. Geç kalındığında tedavi de uzun sürüyor.

Birinci evre:
Gözle görülür hiçbir şey olmuyor. Sadece bacaklarda ödem oluşuyor. Derinin rengi değişiyor, soluklaşıyor. Ancak beyaz tenli kişilerin bunu anlama şansı yok.

İkinci evre:
Selülit, yağ dokusunun yoğun olduğu bölgelerde yerleşir. Örneğin bacağınızda bir santimetre, kalçanızda iki santimetre fazlalık varsa daha çok kalçanızda yoğunlaşır. Çünkü orada daha fazla yağ vardır. Bu evrede portakal kabuğu görüntüsünü fark edebilirsiniz.

Üçüncü evre:
Yapısı bozulan hücre içine yağ dokusunu hapsediyor. Yağ dokusunun içinde nodül adı verilen yapılar oluşuyor. Nodüllerin arasında kalan kan damarları ve sinirler sıkışıyor. Bunu saptamak amacıyla bir test yapılıyor. Selülitli bölgede ağrı verici bir travma oluşturuluyor. Sağlıklı bir bölgeye ağrı verildiğinde hemen geçiyor. Oysa hastalıklı dokunun olduğu yerde sinir iletimi bozuluyor. Sinir iletimi uzadığı için ağrı duyma süresi uzuyor.

Dördüncü evre:
Hastanın sürekli ağrısı oluyor ve damar çatlamaları meydana geliyor. Bacaklarda ve ayak bileklerinde şişkinlik oluşuyor. Bu bölgeler kolay kolay ısınmıyor. Bu sert dokular yağ dokusu iyice artınca damarlara baskı yapıyor. Bu defa toplardamarın vücuda pompaladığı sıvı miktarına engel oluyor. Nasıl ki, bahçe hortumunun ortasına basınca arka tarafta şişkinlik oluşur. İşte burada da, damara baskı olunca içeri sıvı kaçışı fazla oluyor. Dokulara sıvı kaçınca selülit iki kat artıyor. Varis ve selülit her zaman birbirini destekler. Varis selülit yapıyor, selülit de varis yapıyor. Her ikisi de suyu, bacaklarımızdan yukarı atamamaya neden oluyor.

Yağ hücresi iğneyle patlatılıyor

Lipodistrofi problemiyle doktora başvuran hastalardan önce idrar ve kan tahlili isteniyor. Kan ve idrardaki sodyum ve potasyum oranına bakılıyor. Çünkü idrarla atılan sodyum ile kandaki sodyum arasında dengesizlik olmaması gerekiyor. Bu arada, yapılan kan testinde kan yağlarına ve açlık kan şekeri değerlerine de bakılıyor.

Dr.Gamze Menteşoğlu, “Selülitin kesin tedavisi var,” diyor ve ekliyor: “Bu sorun vücudunuza yumurta akı, süt veya krem sürmekle geçmiyor yazık ki. Keşke bu kadar kolay olabilseydi. Böylece hepimiz presten çıkmış gibi mükemmel görünürdük. Hastalar bu işin çok acılı olduğunu söylüyor. Tedavi sırasında, yağ dokusunun içine birbirine paralel iğneler yerleştiriyoruz. Belli frekansta şok veriyoruz. Yağ hücrelerini patlatıyoruz. Yağ hücresini sayıca azaltmayı hedefliyoruz. Şok akım verip fibrotik dokunun açılmasını ve su atılımını sağlıyoruz. Fibrin dokusunun yeniden oluşmasını önlemek için de bir enjeksiyon yapıyoruz. İçeri verdiğimiz maddeyle yapışıklıkları açıyoruz. Bu madde aynı zamanda yüzdeki yanık izlerinin yok edilmesinde de kullanılıyor. Daha sonra yağ eritici birtakım enjeksiyonlar uyguluyoruz. Sorunun tek bir tedavi yöntemiyle düzelmesi sözkonusu değil. Dokunun içindeki suyu atmak, yağ hücresini öldürmek ve fibrini açmak zorundayız. Bunlar yapılmazsa selülitte gelişme olmaz”.

Uzman kuruluşlardan destek alın

Selülit doktorların tedavi ettiği bir hastalık. Günümüzde birçok güzellik merkezi selülit konusunda çalışma yapıyor. Dermatoloji uzmanlarının bazıları bu sorunun tedavisiyle ilgilendiği için şimdiye kadar bu görevi “estetisyen” olarak bilinen uzmanlar üstlenmiş durumda. Bu tür güzellik merkezlerine gidecekseniz de, dermatoloji ve beslenme uzmanları ile işbirliği içinde çalışıp çalışmadıklarını öğrenmekte yarar var. Çünkü kullanılan cihazların hangi evredeki selülite iyi geleceği, hangi düzeyde kullanılacağı hekimlerin ve eğitim almış uzmanların bilebileceği bir konu. Sağlığınızı tehlikeye atacak uygulamalar yapılabilir. Bu nedenle hekim desteği alınıp alınmadığının sorulması önemli.

Kadınlar çok yöntem deniyor

Selülit konusunda çalışan merkezler arasında yer alan High Care Institut’den estetisyen Şule Öztürk, bu konuda doktorlar ve estetisyenlerin birlikte çalışması gerektiğini, hekimler ile rekabet içinde olmalarının mümkün olmadığını belirtiyor. Öztürk, kendilerine başvuran ve selülit problemi olan kişilerin ilk önce beklentilerini sorduklarını belirtiyor. Çünkü bu tür merkezlere gelen hastalar birçok kuruluşu dolaştıktan ve birçok yöntemi denedikten sonra başka adreslere yöneliyor. Kadınların kendi sağlıkları konusunda artık daha bilinçli olduklarını belirten Öztürk, şunları söylüyor: “Bize gelenlerin önce beklentilerini dinliyoruz. Kullanılan sistemlerin hiçbiri selülit konusunda mucize yaratmıyor. Cihazların hiçbiri tek başına yeterli olmuyor. Beslenme programı düzenlenmeden sadece cihazların hiçbir yararı olmuyor.”

Kondisyon bisikleti yeni selülit oluşumunu önlüyor

Hem spor hekimleri, hem de dermatoloji uzmanları düzenli yapılan egzersizin yeni selülit dokusu oluşumunu engellediğini söylüyor. İstanbul M&G Dermatoloji Hastenisi’nin selülit programı sorumlusu Gülnur Araman, selülitin tek bir yöntemle tedavi edilemeyeceğini düşünenlerden. Beslenmeye dikkat etmek, egzersiz yapmak, bol su içmek gerekiyor. Bir spor merkezinde spor yapılamıyorsa günde yarım saatlik bir yürüyüş yapılması birçok avantaj sağlıyor.

Hiçbir yöntem tek başına yeterli değil

Günümüzde hastalığın tedavisini doktorlar yapıyor. Güzellik merkezlerinde kullanılan cihazların da birtakım yararları olabiliyor. Cihazların kullanılma amacı doku altındaki problemi çözmekten çok, yağların yakılarak vücuttan atılmasına yönelik.

Elektromüsküler sitümülasyon:
Burada yağların aşağıdan yukarı parçalanmasını sağlamak üzere vücuda pedler bağlanıyor. Kan ve lenf dolaşımını harekete geçiren, damarların genişletilmesi esasına dayanan bir yöntem bu. Ancak tek başına etkin değil. Diyet, masaj ve ultrason ile desteklenmesi öneriliyor.

Ultrason tedavisi:
Selülitli doku ses titreşimleri yoluyla uyarılıyor. Kişinin bu ses dalgalarını hissetmesi mümkün değil. İlerlemiş selülitte etkisi olmadığı bildiriliyor. Hafif ve çok yaygın olmayanlarda başarılı olunduğu belirtiliyor.

Masaj:
Selülit dokusunun menaopoz sonrasında ve doğumdan sonra arttığı biliniyor. Yukarıdaki iki yöntem uygulandıktan sonra, özel bir cihaz yardımıyla 20 dakikalık masaj yapılıyor.

Mezoterapi:
Kimyasal maddeler ince iğnelerle enjekte ediliyor. Hekim bu karışımların oranını ayarlıyor.

Ergenlik döneminin başından itibaren görülüyor

Selülit hiç şüphesiz kadınların büyük çoğunluğunun kâbusu. Üstelik günümüzde 12-13 yaşındaki genç kızlarda bile görülüyor. Fit Line Slim and Gym Center’dan selülit programı sorumlusu Ayşenur Özmat, yüzde yüz tedavi eden bir yöntem olduğuna inanmadığını ifade ediyor. Bu konuda “mucize” vaadetmenin insanları aldatmak anlamına geldiğini belirtiyor.

Kullanılan cihazlar ile selülitli dokunun tamamıyla ortadan kaldırılmasının mümkün olmadığını kaydeden Özmat, iki-üç ay uygulanan bir kür sayesinde belirgin bir azalma olabileceğini ifade ediyor. Çünkü sorunun derinin alt tabakasında oluştuğunu, başlangıç döneminde, elastikiyetini çok yitirmemiş ciltlerde başarılı sonuçlar alınabildiğini belirtiyor. Özmat’a göre, sonuçlar kişiye göre değişiyor. Cihaza girmemesi gereken kişilerin başında, epilepsi hastaları, vücudunda metal protez olanlar geliyor. Sürekli bu cihazlara girmek de doğru değil. Sadece cihazlara girip beslenmeye dikkat etmek de kısır döngüye yol açıyor. Beslenmeye gösterilen özenin belirli sürelerle sınırlanması, özen göstermedikleri takdirde kadınların aynı kiloları tekrar almasına yol açıyor. Selülit tedavisinde kullanılan cihazlar, kasları çalıştırıyor. Yaklaşık 20 dakikalık bir süre kaslar çalıştırıldıktan sonra, bir uzmanın gözetiminde spor yapmak da daha kısa sürede sonuç alınmasına yardımcı oluyor. Bol su içmeye gelince, bu yaşam boyu yapılması gerekli birşey.

İster “lipodistrofi” diyelim ister “selülit” olarak ifade edelim… Çıplak gözle portakal kabuğu görüntüsü veren bir bozulma oluştuğunda en doğrusu bir dermatoloji uzmanına ve beslenme uzmanına gitmek. Selülit sorunu için de dermatoloji uzmanının muayenesinden geçmek en doğrusu. Bu konuda çalışma yapan güzellik merkezleri veya enstitütelere gitmek istediğinizde ise önce doktor kontrolünden geçip yapılan işlemler hakkında soru sorun. Bu cihazlardan vücudunuzu forma sokmak, cildinizi güzelleştirmek, sarkma ve kötü görüntünün önüne geçmek için yararlanabilirsiniz. Çünkü sağlığımıza zarar verecek yöntemleri üzerimizde denetmek, ileride daha büyük kalıcı hasarlara yol açabilir. Bu nedenle seçim yaparken dikkatli olmakta yarar var.

-- Sponsorlu Bağlantılar --

Yorum yazın

Sponsorlu Bağlantılar