Kategori | Sağlık Bilgileri

Soğuk algınlığı

Yaz bitti… İş yerinizdeki arkadaşlar birer ikişer tatilden döndüler. Okullar da açıldı. Ama sanki tuhaf bir şey var: O kadar dinlenmeye karşın sanki herkes aksırıyor, öksürüyor, ya da burnunu çekiyor. Sizin de iki gündür boğazınız tırmalanıyor, kendinizi halsiz hissediyorsunuz. Gerçi ateşiniz yok, ama tüm kaslarınızdaki bu ağrılar da neyin nesi? Üstelik bu sabah hapşırmaya da başladınız. Burun akıntısına mendil yetiştiremez oldunuz. Yan masadaki arkadaşınız hemen teşhisi koydu:”Sen çok hastasın! Al şu antibiyotiği bir şeyciğin kalmaz”

Sakın! Siz sadece “soğuk algınlığı” oldunuz. İhtiyacınız olan tek şey, 2-3 gün evde dinlenmek. Antibiyotiklerin bu hastalığa hiçbir yararı yoktur!

Soğuk algınlığı, çeşitli viruslarla meydana gelen ve üst solunum yollarını tutan bir infeksiyon hastalığıdır. Tüm dünyada, tüm yaş gruplarında en sık görülen infeksiyon hastalığı olduğu gibi, tedavisinde antibiyotiklerin hiç yararı olmadığı halde antibiyotiklerin yanlış ve boş yere en sık kullanıldığı hastalık da soğuk algınlığıdır.

Hemen hemen herkes, yılda en az bir kez soğuk algınlığına yakalanır. Küçük çocuklar daha da sık etkilenir; infeksiyona evde, yuvada, okulda yakalanabilirler. Okulda aldıkları virusu eve de taşırlar. Soğuk algınlığı, okulların açılması ile eş zamanlı olarak sonbahar aylarında daha sık görülür. Sonbahar ve ilkbahar aylarında etken sıklıkla “rinovirus”lardır. Kış aylarında ise “koronavirus” infeksiyonları daha sıktır. Peki yaz sıcağında hiç soğuk algınlığı olmaz mı? Elbette olur, hele “klima”ların altında!

Uzun uçak yolculukları da bu açıdan risklidir. Uçaktaki bir kişinin bile hasta olması, havalandırma sistemi ile virusun yayılmasını kolaylaştırır. Sonbahar ve kış aylarında kalabalık otobüslerde, sinema ve konser salonlarında insanların bir arada bulunması bulaşmayı kolaylaştıran önemli bir faktördür. Ayrıca viruslar telefon, kapı tokmağı, havlu gibi eşyaların yüzeyinde saatlerce canlı kalabilir. Bu yüzeylere dokunduktan sonra ellerimizle ağzımıza, burnumuza, gözlerimize bulaşırlar. Bunu önlemek için ellerimizi sık sık yıkamalıyız.
Kuluçka dönemi 1-2 gündür. Önce boğazda bir kaşıntı, tırmalanma hissi ve ağrı başlar. Sonra burun akıntısı, burun tıkanıklığı, kuru öksürük, hapşırma, aksırma gibi belirtiler eklenir. Hastalık bu dönemde çok bulaşıcıdır. Gözlerde kızarma, yanma, yaşarma olabilir. Tadalma duyusu bozulur. Baş ağrısı, kulaklarda baskı hissi, halsizlik sık görülen belirtilerdir. Bu belirtiler genellikle bir haftada geçer; bazı hastalarda iki haftaya kadar uzayabilir. Bebekler ve yaşlılar, hastalığı daha ağır geçirebilir, bronşit veya sinüzit eklenebilir.

Tedavi, bu belirtilerin giderilmesine yönelik olmalıdır. Burun tıkanıklığını gidermek için günde 3-4 kez burun damlası veya burun spreyi kullanmak, antihistaminik ilaçlar, öksürük şurupları tedavi için yeterlidir. Baş ağrısına karşı Aspirin veya parasetamol kullanılabilir. Tedavide antibiyotiklerin yeri yoktur.

İstirahat, iyileşmeyi çabuklaştırır. C vitamininin kesin bir yararı gösterilememiştir ama su, çay, çorba gibi sıvı gıdalar ve meyva suları yararlıdır. Mentol ve okaliptüs içeren buğu tedavileri de solunumu kolaylaştırmak açısından yararlı olur.

Unutmayın: Grip ile soğuk algınlığı hep birbirine karıştırılır ama, ikisi farklı hastalıklardır. Grip aşısı olmanın şimdi tam zamanı! Aşı olun, ama grip aşısı sizi soğuk algınlığından korumaz. Her ikisinden de korunmak için:

– Mümkün olduğu kadar, kapalı ve kalabalık yerlerde uzun süre bulunmaktan kaçınınız. Bulunduğunuz yerin iyi havalandırılmasına özen gösteriniz.
– Kış aylarında beslenmenize ve uykunuza dikkat ediniz. Aşırı yorgunluk direncinizi kırabilir.
– Ellerinizi sık yıkayınız.

-- Sponsorlu Bağlantılar --

Yorum yazın

Sponsorlu Bağlantılar